Denenmiş/ a posteriori argümanları değerlendirmeye devan edelim:
-Su iki hidrojen bir atomun bileşkesidir.
-Bu bardağın içindeki sıvı, sudur.
-Bu bardağın içindeki sıvı, iki hidrojen bir atomun bileşkesidir.
Meğerki, suyun iki hidrojen bir atomdan oluşmadığı ya da bardaktaki sıvının su olmadığı ispat edilsin, bu argümanın doğru ve geçerli olduğu kabul edilir. Dikkatli okur, üstteki argümana ilişkin olası kavga nedeninin temel (birinci) öncülün “doğru” olup olmadığından kaynaklanacağının farkına varacaktır. Su, söylendiği gibi H2O’dan ibaret değilse, argüman yanlış ve geçerli olur. Bir başka örnek:
-TPAO kayıtlarına göre bir milyon dolarlık “christmas tree” alınmış.
-“Christmas tree” bir noel süsüdür.
-TPAO ülkenin parasını korkunç bir şekilde savurmaktadır.
-TPAO birilerini zengin etmektedir.
Bu gördüğünüz de geçtiğimiz yıllarda TPAO’yu ve dolayısıyla o dönemin hükümetini (Anap-MHP-DSP Koalisyonu) topa tutan bir sütun yazarının ileri sürdüğü bir tümevarımsal, geçerli ve görünüşte doğru bir argümandı. Öyle ki, yazarımız, bu konuyu bir kaç hafta boyunca işledi. Oysa, petrolcülükte “christmas tree” sondaj makinalarının ucuna takılan elmasın adı. İkinci öncül bu bağlamda yanlış, vargı yanlış, argüman geçersiz. İşte, size bir kavga nedeni daha! Sayın yazar, “christmas tree” alımından yola çıkarak, TPAO’nun genel niteliklerini belirlemeye sıvanmış, bunu da geçerli gibi duran bir argüman düzenleyerek gerçekleştirmeye çalışmıştı.
YERİ GELMİŞKEN
Bu noktada, Mehmet Sayım Karacan Hoca’nın çalışmanın girişinde işaret ettiği hususu hatırlamakta
yarar var: “Hemen belirtelim ki hatalı çıkarsama her zaman bilgisizlik ya da dikkatsizlik sonucu oluşmaz. İnsanlar, karşılarındakileri yanıltmak için konuşmalarında veya yazılarında bilerek isteyerek hatalı çıkarsama yapabilirler. Meramlarını net olarak anlatmaktan kaçındıkları zamanlarda da hatalı çıkarımlara başvurabilirler.”
Ülkemizde örneğini verdiğim türden geçerli oldukları kadar da yanlış olan argümanların kullanımının
neredeyse kural olduğunu gözlemliyorum. Bu kitapta yapmaya çalıştığım, benzer yanlışlara düşmemek için düşünce süreçlerimizi irdeleme yöntemlerini özetlemek. Umarım, faydalı olur.
Türenç ‘in argümanının geçerli olabilmesi için, metni nasıl yazması gerekirdi? Aşağıdaki temrin bir fikir verecektir:
-“Yeni dünya anlayışı, yeni değerler yakalama çabası göstermektedir.
-Yeni değerler arasında diplomasideki anlamsız kuralları kaldırıp bir tarafa fırlatmak da vardır.
-Yeni dünya anlayışında en güçlü liderlerin küçücük bir ülkenin liderinin ayağına gitmesi diplomasi kurallarını ihlal etmemektedir.
-Bugün dünyanın en güçlü liderleri uluslararası bir sorunu çözmek amacıyla gerektiğinde binlerce kilo metre uçuyorlar, küçücük bir ülkenin liderinin ayağına gidip dil döküyorlar.
-Hiçbiri, küçücük bir ülkenin ayağına gidip dil dökmek ‘bizi küçültür’ diye düşünmüyor.
-Yeni dünya anlayışının diplomasi kuralları Sezer ve Ecevit için de geçerlidir.
-İşin özü, Sezer’in ve Ecevit’in bir araya gelmeleridir.
-Biz işin özünü bir yana bıraktık.
-Sezer ve Ecevit inatlaşmaktadırlar.
-Biz, sorunu ‘Sezer, Ecevit’i aramalı, hayır Ecevit, Sezer’i aramalı’ inatlaşmasına indirgedik.”
Görüldüğü gibi, bu haliyle bile Türenç’in argümanında vargı yoktur; mantıklı bir argümanın varlığından da söz edilemez. Türenç, meramını, ”uluslararası diplomasinin yeni kuralları” gibi muğlak önermelere başvurmadan da ifade edebilirdi.
Alev Alatlı, Hadi Baştan Alalım! Aklın Yolu da Bir Değildir…, Ankara: Destek Yayınları, s. 76-77.