Türk Tipi Yardım Geliyor (1569 – 2005)

Nereye? “Çoğunluğu Müslüman Aceh, Endonezya’ya bağlı Sumatra adasının kuzeyinde bir eyalet”e. (1) Yanılır da, “Fransız” Meydan Larousse’a bakarsanız “Açeler veya Asinler veya Atjehler… Dravid kanı karışmış Endonezyalılardır. Müslüman ve mutaassıp geçinirler ama İslam’dan çok öncelere ait adetleri de muhafaza ederler” şeklinde, kan terkibini de ihmal etmeyen tuhaf bir açıklama görürsünüz.  

Gelin bir de, İsmail Hami Danişmend’in Kronolojik Osmanlı Tarihi’ne bakalım. Yıl 1569/976, “…o tarihte Sumatra adasıyla Asya’nın güneyindeki Malakka yarımadası diğer bir takım küçük adalarla beraber bir Müslüman Sultanlığı şeklindedir: Bu İslam devletine Sumatra’daki payitahtının isminden dolayı Achin/Achem=Açin krallığı denir. Osmanlı vesikalarında da hafif bir tahrifle Aca/acı Sultanlığı şeklinde tesadüf edilir. O sırada bu devletin hükümdarı Sultan Alâüddin Şah’tır. İkinci Selim’in bazı fermanlarında Sultan Alâüddin’den “Padişah” ünvanıyla bahsedilir. Hint denizlerinde gösterdikleri müstemlekecilik faaliyetinde bilhassa İslam ülkelerine musallat olmaları Kanuni devrinde Hadım Süleyman Paşa’nın Hindistan seferine sebep olan Portekizliler, bu sırada Sumatra Müslümanlarına çok baskı yapmakta oldukları için Sultan Alâüddin İslâm aleminin halifesi ve muhafızı vaziyetinde bulunan Kanuni Sultan Süleyman nezdinde vezir Hüseyin isimli bir elçi ve bir mektup göndermiş ve top, topçu, silah, askerlik uzmanları ve bilhassa istihkâm mühendisleri istemiş, fakat bu elçinin İstanbul’a varması Szigetvar seferine tesadüf ettiği için Kanuni’nin ölümüyle İkinci Selim’in cülusu gibi hadiselerden dolayı iş gecikmiş ve elçi Hüseyin İstanbul’da fazla beklemiştir… 

Sumatra Hükümdarı Sultan Alâüddin, Türk himâyesini isteyerek Osmanlı padişahının yüksek hâkimiyetini kabul etmiş ve İkinci Selim de kendisine gönderdiği cevapta, ‘… Ahval-u-atvar her neye müncer olursa i’lâm eyliyesiz. Sonra anda olan asakir hakkında ferman-o Şerifüm ne vechile sâdir olursa mucibi ile amel eyliyesiz… Kaide-i müstemirrenüz üzre me’müldür ki ol diyarın ahval-ü-macerasına mufassal şerh ve Atebe-i alem-penahumuz canibine inbâ olunmaktan hâli olunmaya…’ (2) buyurmuştur. Bu vesikadan anlaşıldığına göre Sumatra Sultanlı’yla daha evvelce de bir takım siyasi muhabereler cereyan etmiş ve hatta iktisadi meseleler bile kurcalanmıştır. Gene aynı namenin sonunda silah ve asker götürecek Osmanlı gemileriyle ‘baharat’ gönderilmesi emredilmektedir. ‘Gönderilmek için bahar ihzar olunmuş idi: Barçalar irsal olundu, tahmil olunup gönderile.’”

“Sumatra seferi hakkındaki fermanlarda bu ise 17 gemi ile bir Topçubaşı idaresinde 7 topçu ve bir miktar asker tahsis edilmiş oluğundan ve diğer bir takım levazım be mühimmat da gönderildiğinden bahsedilmekle beraber, son tetkiklere göre sonradan birkaç parça daha ilave edilerek, 22 gemilik bir filo teşkil edilmiş ve bu filo ile 50-60 usta, muhtelif çaplarda bir çok top, bir çok askerle silah ve mühimmat gönderilmiştir. Herhalde Sultan Alaüddin’in bu Türk himayesinden çok istifade ettiği ve Türk askerlerinin Sumatra ordusunu tensik ettikleri malum olmakla beraber, bu Türk mütehassıslarından kaç kişinin hangi tarihlerde geri dönmüş oldukları belli değildir. Yalnız, mühim bir kısmının hiç dönmeyip orada kalmış oldukları, Sumatra’da bir Türk mezarlığı, bir Türk köyü ve Türk mütehassıslarının milliyetlerini hâlâ muhafaza ettikleri halde ana dillerini unutmuş nesillerin mevcut olmasından anlaşılmaktadır. Hatta bu Türk nesillerinden ‘Raca’ların bile yetişmiş oldukları rivayet edilir. Bir rivayete göre de İkinci Selim’in Sultan Alâüddin’e göndermiş olduğu Türk bayrağı mukades bir emanet gibi son zamanlara kadar muhafaza edilmiştir…” 

Kıssadan hisse: Tarih, müsbet bir “bilim” değil, ideolojik mülahazalar doğrultusunda yüceltmek, yermek ya da yok saymak üzere işaretlenen olgular sıralamasından oluşan bir tasavvurdan ibarettir. “Ansiklopedi”ler, asla tarafsız “bilgi” dağarcıkları olmayıp, hizmetinde oldukları ulusların medeniyet tasavvurlarına/çıkarlarına göre şekillenirler. Meydan Larousse’un Açe’lere ilişkin maddesindeki küçümseme, kaleme alındığı tarihteki (19.yüzyıl) Fransız/Avrupa sömürgeciliği ile doğrudan bağlantılıdır. Açe örneği, bir Türk ansiklopedisi yapamamış olmamızın ayıbı şöyle dursun, Osmanlı himayesindeki bir sultanlığın “Sumatra Adası’nın kuzeyinde bir eyalet”e indirgenmiş olmasında görüldüğü gibi, millî bellek kaybını hızlandırmasına en iyi bir örnektir. Yeri gelmişken ve aynı bağlamda, Ermeni soykırımı iftirasını tarihçilerin “hakça” çözmelerini beklemek, meğer ki “bilgi dayatan” bir konumda olalım, çocuksu bir safdillikten ibarettir. Bu savım, deprem haberleri nedeniyle Endonezya tarihini özetlemek zorunluluğunu hisseden Batı ve uzantısı Türk basınında Osmanlı’dan tek bir söz olsun edilmediğinin tasdikindedir. (Bu arada, epeydir yayın yapan, daha doğrusu tarih yazan “History Channel”ın kime ait olduğunu bilen var mı?)  

Başta, Pasifik Ülkeleri ile Sosyal ve İktisadi Dayanışma Derneği ve AKP Balıkesir Millekvekili Turhan Çömez olmak üzere, acılı bölgeye yardım götürenleri canı gönülden kutluyorum. Kim bilir, belki Danişmend’in sözünü ettiği Türk köyünün sakinlerine yeni bir sancak bile hediye etmişlerdir.


(1) Radikal gazetesi haberi. 
(2) Mealen: Yürürlükteki kurallar doğrultusunda umulur ki, o bölgede olup bitenlere ilişkin geniş açıklamaları katımıza haber vermekte özenli oluna..

Alev Alatlı (2025), “Türk Tipi Yardım Geliyor (1569- 2005)”, Hayır! Diyebilmeli İnsan!, İstanbul: Pınar Yayınları, s. 147.